Türk Dili Yılı ve Türkçemiz

2017 yılının Dilimiz Kimliğimizdir alt başlığıyla Türk Dili Yılı olarak ilân edilmesi, bir yandan Türkçenin içinde bulunduğu sıkıntılı duruma dikkatlerinizi çekmek bir yandan da Türkçenin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi yolunda önemli adımlar atılmasının amaçlanması sevindirirci bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.

Kültürde, sanatta, bilimde, eğitimde gerçekleştirilmesi ön görülen her türlü atılım, her şeyden önce zengin, kullanışlı, anlaşılır ve temiz bir Türkçe sayesinde olacaktır. Türkçenin kendine özgü doğal dokusu bu hızla bozulmaya devam ederse, kökleri her geçen gün sarsılan ve can damarları kuruyan bir Türkçe ile küresel boyutta bir kültür ve medeniyet inşa etme iddiamızın ayakları yere basmayacak ve havada kalacaktır.

İnsanı yeryüzündeki canlılardan ayırt eden en belirgin özellik, hiç kuşkusuz düşünme, düşündüğünü konuşma ve yazma yoluyla dile getirme yeteneğine sahip olmasıdır. Dil, insanlığın başlangıcından bu yana, çeşitli toplumların kendi aralarında ve başka toplumlarla anlaşmak amacıyla kullandığı en vazgeçilmez, en olmazsa olmaz iletişim aracı olmuştur.

İnsanlık tarihi boyunca kullanılan bu dillerden bir bölümü bugün, konuşanları bulunmadığı için ölü diller olarak kabul edilmektedir.

Bir dilin doğması ve ölmesi, o dille inşa edilen kültür ve medeniyetle doğrudan doğruya ilgilidir. Günümüz dünyasında binlerce dil konuşulduğu ve yazıldığı hâlde, bunlardan sadece edebî ve ilmî eserler üreterek kendi sürekliliğini sağlayan, bir kültür ve medeniyet dili olarak başka diller ve alt kültürler üzerinde etki bırakan az sayıda dil, dünya üzerinde güçlü bir şekilde varlığını sürdürmekte ve insanlığın geleceğine yön vermektedir.

Binlerce yıllık tarihî geçmişi ve birikimi olan Türk dili, hiç kuşku yok ki bu az sayıdaki dillerden birisidir. Türk dili, tarihî süreçte pek çok köklü değişimlere uğramış olmakla birlikte, Orhun Abideleri ile başlayan kesintisiz yolculuğunu, 21. yüzyılın ilk çeyreğine kadar ulaştırmayı başarmış büyük bir kültür ve medeniyet dilidir.

Güzel Türkçemiz, son iki yüz yılda, bir yandan sadeleşip Türkçe kökenli kelimelerin ağırlık kazandığı çağdaş bir dil hâline gelirken, bir yandan da zaman zaman çeşitli tehlikelere maruz kalmıştır. Osmanlı Türkçesinin yüzyıllar boyu birlikte yoğrulduğu ve yüklediği yeni anlamlarla Türkçeleştirdiği çok sayıda Arapça ve Farsça kelimenin zamanla kullanımdan düşmesi ve bunların yerlerine Türkçe karşılıklarının süratle konulamaması sonucunda oluşan boşluk, Türkçenin Batı dilleri tarafından hızla istila edilmesine yol açmıştır.

Birbirine kökten muhalif kesimlerin, geçmiş yıllar boyunca birbirlerini suçlayarak yaptıkları bitip tükenmez kavgalar yüzünden Türkçe, on yıllar boyunca büyük yaralar almış ve kan

Kaybetmiştir. On binlerce kelime kaşla göz arasında dilimizden kovulmuş, buna karşılık atılandan daha fazla sayıda Batı kökenli kelime, henüz Türkçe karşılıklarını bulup yerleştirmeye fırsat kalmadan davetsiz misafirler gibi çat kapı gelerek dil evimizin mahremiyetine halel getirmiştir.

Bizce, bugün, şu saatten sonra yapılacak tek şey, geçmişin tartışmalarını yeniden alevlendirmeden ve bugüne taşımadan Türkçenin yaralarını sarmak, onun varlığının devamını,

Devletimizin ve milletimizin bekası için en önemli millî davalardan birisi olarak görerek bir dünya dili haline getirebilmenin uğraşı içinde olmaktır.

Bu bakımdan “2017 Türk Dili Yılı”nın, kapkaranlık bir gecede yolunu arayanlara kılavuzluk eden bir işaret fişeği gibi, Türkçeye değer verenlerin ufkunu aydınlatmasını, Türkçenin,

  1. yüzyıl hedeflerimize uygun olarak zenginleşmesi ve güçlenmesi yolunda herkesin üzerine düşen görevi yapmasına vesile olmasını temenni ediyorum.

Bu vesileyle, 2017 Türk Dili Yılı’nın ülkemize her alanda iyilikler ve güzellikler getirmesini diliyor, kamu kurum ve kuruluşlarımız başta olmak üzere, bütün basın yayın kuruluşlarımızı, sivil toplum örgütlerini, eli kalem tutan şair, yazar ve düşünürlerimizi, öğretmenlerimizi ve kültür insanlarını katkı ve destek vermeye davet ediyorum.

Dilin bir namus gibi korunduğu, kıymetli bir mücevher gibi saklandığı, geliştirilip serpildiği en güçlü kurumların başında aile gelmektedir. Bugün farklı coğrafyalarda ağır asimilasyonlar, kültürel baskılara rağmen Türkçeyi evlerde aile ortamında yaşatıp koruyan aileler buna en güzel örnek teşkil etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir