Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ; 16 Aralık 2017 Cumartesi günü derneğimizde “Mevlana ve Mevlevilik” konulu bir sunumda bulundu.

Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ; Türkiye Yazarlar Birliği İzmir Şubesinde 16 Aralık 2017 Cumartesi  günü Mevlana ve Mevlevilik konulu bir sunumda bulundu.

“İnsanın mutluluğu maddesi ile mânâsı,nefsi ile rûhu ve kalbi arasında denge kurabilmesine bağlıdır. “ cümlesiyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ, özetle;

“NEFS: insanın yaratılışında var olan içgüdülerin, aşırı ihtirasların, zaafların, bencilliğin, kendini beğenmişliğin, kıskançlık ve çekememezliğin odaklandığı merkez demektir.

Nefisle savaş: CİHAD-I EKBER yani BÜYÜK CİHAT’tır.

Gerçekten insanın kendi nefsiyle savaşı, dışarıdaki düşmanla savaşmasından daha zordur. Çünkü “nefs” içimizdedir, bizim bir parçamızdır. “ diyerek, çile konusuna ağrlık veren konuşmasını şöyle sürdürdü:

“ÇİLE

Çile, Farsça “çihl” kelimesinden gelir, anlamı “kırk” demektir. Mevlevilikte “çile” süresi üç yıla yakındır. 1001 gün süren bir hizmet uygulaması şeklindedir. Bu bir olgunlaşma eğitimidir. Ebced hesâbıyla “rızâ” kelimesininin karşılığıdır.Çile müddetince model şahıslardan âdap erkân ve davranış kuralları öğrenilir. Mevlevî dergâhlarında her şeyin bir edebi ve kaidesi vardır.  Görünmeyen bir otorite dergâhın bütün havasına sinmiştir. Sofrada kaşığın nasıl tutulacağından, suyun nasıl içileceğine, tennûrenin nasıl giyileceğinden, selâmlaşma, emir alma, pabuç giyip çıkarma, oturma, kalkmaya kadar her şey, kısaca günlük hayatın bütün davranışları bu kuralların ışığı altında düzenlenir Çileye başlayan aday ilk olarak “saka postu”na oturur.üç gün dizleri üzerinde murâkabe durumunda, kendisinden önce çileye girmiş olan canların hizmetini seyreder. Ayakçının yerine bir yeni aday gelince o “pazarcı” olur. Pazarcının görevi, pazardan tekkeye ihtiyaç duyulan yiyecekleri getirmektir. Çilesini tamamlayan Şeyh dervişe bîat telkîninde bulunur, bîat ayetini okur. Böylece derviş, ömür boyu bu söze sâdık kalmaya, ona göre davranmaya dikkat eder. Çilesini tamamlayan derviş DEDE Ünvanı alır.Dergâhta bir hücre / oda sahibi olmaya hak kazanırdı. Üç yıllık çile müddetince maddî ve dünyevi meşguliyetlerin bir sembolü olan mutfak işleri yanında, rûhî-mânevî gelişme de sağlanırdı.

Mânevi tekâmül için can, hangi sâhada yetenekli ise o alanda yetiştirilirdi. Kabiliyeti olanmusikiye yönelir; ney kudüm ve başka saz aletlerini öğrenirdi. Hattalık, tezhip, cilt işleri gibi güzel sanatlarda ilerlemek de söz konusuydu. Kuyumculuk da Mevlevilerce pek makbul bir  meslek sayılırdı. Örnek verirsek mesela;

ŞEYH GALİB (1757-1799) kırk iki yıllık kısa ömrüne çok şey sığdırdı.23-24 yaşlarında iken divan tertib etti. 27 yaşlarında iken Konya’ya gitti. Mevlânâ dergâhını ziyareti müteâkip, âni bir kararla orada çileye soyundu.

“Galib’in şöhretine ve mağrur bir şahsiyet olmasına rağmen çilede, ayakçılıktan odun taşımaya, bulaşıkçılıktan sofra kurmaya kadar, nefis terbiyesi ve gururunu yenmesi için neler gerekiyor.

En büyük bestekârlarımızdan DEDE EFENDİ de (1778-1846) Yenikapı Mevlevihânesi’nde çile çıkaranlardandır. Saraya bir şarkısı çağrılan genç İsmail’in,  Akşam geç kaldığını görerek dergâha vaktinde yetişebilmek için kan ter içinde koştuğu ve bu yüzden çok üzüldüğü meşhurdur.

TÂHİRU’L-MEVLEVi (1877-1951)

Son dönemin iyi yetişmiş Mevlevilerindendir. Şerh-i Mesnevi adlı eseri meşhurdur. O da İstanbul Yenikapı Mevlevihanesi’nde 1896-1898 tarihleri arasında 1001 günlük Mevlevi çilesini tamamlamıştır.

SONUÇ OLARAK

Tasavvuf kurumlarının temel fonksiyonu, insanı eğitmek ve olgunlaştırmaktır. Çile amelî / pratik olarak, nefsin boyun eğdirilmesi, eğitilmesi ve olgunlaşmasını sağlar.

Bu arada incelmiş bir kültürün, âdab-erkânı ve zarif davranış biçimleri canlı örneklerden öğrenilir.

Ayrıca adayın kabiliyetine göre şiir, edebiyat, musikî, hat gibi güzel sanat alanlarında ilerleme imkânı doğar.

Bu yolculuğu tamamlayanlara ancak hayranlık duyulur.

Bu arada incelmiş bir kültürün, âdab-erkânı ve zarif davranış biçimleri canlı örneklerden öğrenilir.

Ayrıca adayın kabiliyetine göre şiir, edebiyat, musikî, hat gibi güzel sanat alanlarında ilerleme imkânı doğar.

Bu yolculuğu tamamlayanlara ancak hayranlık duyulur. “

Programın bitiminde konuşmacıya şube başkanı Mahir Adıbeş tarafından “Katılım Belgesi” taktim edildi, hatıra fotoğraflar çekildi.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir