İHTİYARLIK

Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler.

(Bergman)

Seneca; “Yaşlanmadan önce, iyi yaşamak; yaşlandıktan sonra da, iyi ölmek istedim.” Demişti. İslam dinine göre de “Bir kimsenin Müslüman olarak saçını başını ağartması büyük nimettir.”

Seksen bir yaşını bulan ve yazı yazarken ölen Eflatun, Panathenaikos adlı kitabını 94 yaşında yazan ve 5 yıl sonra da ölen Sokrates ve 107. yaşına kadar hiçbir zaman çalışmayı elden bırakmayan, kendisine  “bu dünyada neden bu kadar çok kalmak istediği” sorulunca; “ İhtiyarlık kötüdür demem için bir sebep yoktur ki!” diyen Onun hocası Leontinoi’li Gorgia Stam…Cicero’nun numune ihtiyarlarından bir kaçı.

Milattan Önce 40 lı yıllardır.  Zamanımızdan takriben 2050 yıl önce Romalı Devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar CICERO,  İhtiyarlık(*) adlı kitabından verdiği özet bilgiler bunlar. Bugünkü kadar taze, bugün kadar aktüel. İhtiyarlığı kötü gösteren dört sebep görüyorum diyor Cicero. İnsanları işlerden uzaklaştırması bir, vücudu zayıflatması iki, insanı hemen hemen her zevkten mahrum bırakması üç, ölüme yakın oluşu, dört. Sonra bu sebepleri tek tek ele alarak önem ve derecelerini, ne derece gerçek olduklarının izahını bugünkü aklı dahi hayran bırakan bir mantıkla irdeliyor.

— ihtiyarlık işlerden uzaklaştırırmış. Hangi işlerden? Gençlik, kuvvet isteyen işlerden mi? Vücut halsiz de olsa, manevi kuvvetle idare edilecek işler yok mudur? Buna örnek olarak düşünceleriyle, öğütleriyle devleti koruyan Fobricius’u örnek gösterir. İhtiyarlar gençlerin yaptığı işleri yapmazlar ama çok daha iyi işler görürüler.  Büyük işler kuvvet, sürat ve çeviklikle değil, düşünce, sözünü geçirme, ortaya doğru fikirler atma ile başarılır. Umumiyetle ihtiyarlar bu meziyetlerden mahrum olmak şöyle dursun, onları artırmışlardır bile.

Sparta da en şerefli vazifelerde bulunan kimselere “İHTİYARLAR” denir. Bunlar gerçekten ihtiyarlardır. Bizde de “Köy İhtiyar Heyeti”,  “Mahalle Muhtarlığı İhtiyar Heyeti”  vardır değil mi? Ve Cicero önemli bir vurgu yapar: Yabancı memleketlerde bir okur, dinlerseniz görürüsünüz ki en büyük devletler gençler tarafından yıkıma sürüklenmiş, ihtiyarlar tarafından kurtarılmış ve kalkındırılmıştır.

İkinci sebep yaşlandıkça hafız zayıflar, derler. İşletmezsen yahut yaratılıştan ağır işliyorsa zayıflar elbet. Themistokles bütün vatandaşlarının adını ezberlemişti. [Temistoklis ya da Themistocles (M.Ö. 524–459) Pers Savaşları boyunca Atina meclisinde görev almış bir liderdir.] Bana gelince; ben yalnız bugün hayatta olanları tanımakla kalmayıp, onların babalarını, dedelerini de tanırım. Ve mezarları üzerindeki yazıları okurken, dedikleri gibi hafızamı kaybetmekten korkmam, çünkü bunları okumakla ölüler hafızamda canlanır diyor Cicero. Büyük Feylesoflar Pithagoras, Demokritos, Eflatun, Zenon çalışmalarına hiç ara vermişler midir? Sorusunu sorar. Aklı başında ihtiyarlar iyi mizaçlı gençlerden nasıl hoşlanır, gençler kendilerine itibar ve sevgi gösterdikleri zaman ihtiyarlığa nasıl daha kolay katlanırlarsa buna karşılık gençler de ihtiyarların öğütlerini dinlemekten zevk alır ve onlar sayesinde fazilete karşı heves duyarlar.  Ya yeni şeyler öğrenenlere ne demeli? Mesela Solon, ihtiyarlığında “-her gün yeni bir şey öğreniyorum” diye övünür. Ben de bu yaşımda Yunancayı öğrendim diyor Cicero.

Gelelim ihtiyarlığa buldukları üçüncü kusura: Zevklerden mahrum olma. Eski bir Yunan bilim ve devlet adamı Arkhytas’a göre;  maddi zevk, tabiatın insanlara verdiği en meşum beladır. Vatana ihanet etmeler, devleti yıkmalar, düşmanlarla gizli görüşmeler hep ondan çıkar. Şehvetin göze aldırmadığı hiçbir cürüm, hiçbir kötü hareket yoktur. İnsanlar fuhuş, zina ve bunlara benzer her rezaleti şehvetin cazibesine kapılarak yaparlar. Çünkü kendini zevke kaptıran insanda itidal diye bir şey kalmaz ve genellikle şehvetin hüküm sürdüğü yerde fazilet tutunamaz. Zevkin tesiri altında kalan insan muhakemeden uzak, hiçbir şeye kafa yormaz. Bir de şiddetli ve sürekli olursa ruhun bütün ışığını söndürür. Aklın gözlerini körleştirir. Öyleyse ihtiyarlığa karşı minnettarlık duymalıyız.  Platon ilâhi bir buluşla zevke; “Kötülükleri yemi” der. Tahsil ve bilgiyle beslendiği takdirde insana istediğini yapmak vaktini bırakan ihtiyarlıktan hoş bir şey yoktur. İlmi çalışma aklı başında ve iyi yetişmiş kimselerde yaş ilerledikçe artan bir zevktir. İşte Solon’un bir mısraında “Her gün bildiklerime birçok şeyler katarak ihtiyarlıyorum” demesi kendisi için bir şereftir. Hiçbir maddi zevk, manevi zevklerden üstün olamaz. Ayrıca İhtiyarlık Kitabında bağ, bahçe, tarla ve hayvanlarla haşır-neşir olmanın verdiği zevkler güzel güzel anlatılır. Yalnız der Cicero, “kendini sözle müdafaa eden ihtiyar zavallıdır. Ne ak saçlar, ne yüzdeki kırışıklıklar insana itibar sağlamaz. Ancak şerefli bir hayattan sonra bu olgun çağa yetişen kimse itibarın en güzel meyvelerine yetişir.”  İhtiyarlar aksidir diyenlere de cevabı hazırdır: “Her şarap eskimekle ekşimez, her insan yaşlanmakla aksileşmez”

İhtiyarlığa kötü dedirten dördüncü sebep: Ölüme Yakınlık. Evet, ölüm ihtiyarlara yakındır. Fakat ölüm tamamıyla ruhu yok ediyorsa üzerinde durulmaya değmez. Yok, eğer onu sonsuz bir ömür yaşayacağı bir yere götürüyorsa, o zaman istenilmesi gereken bir şeydir. Hele öldükten sonra bedbaht değil mesut olacaksam ne diye korkayım. Genç bile olsa akşama kadar yaşayacağını kesin olarak söyleyecek kadar aptal bir insan var mıdır? Biri uzun yaşamayı ümit eder, öteki uzun müddet yaşamıştır. İlkbahar gençlik demektir, gelecekteki meyveleri müjdeler. Ondan sonraki mevsimler mahsul alma mevsimleridir. İhtiyarlığın meyvesi da İhtiyarlık kitabına göre; o çağa gelmeden önce bol bol iyilik etmiş olduğunu hatırlamaktır.

İhtiyarlığın nerede biteceği hiç belli olmaz; bu çağda elinden geldiğince vazifeni yapıp, ölümü küçümsemekle akıllıca yaşamış olursun. İşte ihtiyarlar bunun için gençlerden daha cesur, daha metin olurlar. İki bin elli yılın hiç mi hiç eskitmediği, aksine daha ihtiyaçlı hale getirdiği bu fikirleri barındıran ihtiyarlar kitabı; “İhtiyarlık hayatın son perdesidir. Bir piyesin bizi usandırmasından nasıl kaçınıyorsak, ihtiyarlıktan usanmakta da kaçınmalıyız, hele hayata doymuşsak.”  Satırlarıyla kapanır.

 (*) CICERO-İHTİYARLIK: MEB Yayınları–1963, Çeviri: Ayşe Sarıgöllü.

Naci GÜMÜŞ

Şair ve Yazar

About Naci GÜMÜŞ

Şair ve Yazar

View all posts by Naci GÜMÜŞ →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir