Kas 27

tybizmir

Türkiye Yazarlar Birliği İzmir şubesinde 26 Kasım 2016 Cumartesi Günü konuşan Abbas Levent ERTEKİN; 2. Bayazıt’ın Şeyhülislâmı Molla Ali Arabî ve Fetva Mecmuası’nı anlattı.

leventTürkiye Yazarlar Birliği İzmir şubesinde 26 Kasım 2016 Cumartesi Günü konuşan Abbas Levent ERTEKİN; 2. Bayazıt’ın Şeyhülislâmı Molla Ali Arabî ve Fetva Mecmuasını anlattı, hazirun’a konu ile ilgili kitabını imzalayarak hediye etti.

Türkiye Yazarlar Birliği İzmir şubesinde “Geleneksel Cumartesi Kültür Sohbetleri” çerçevesinde Sonbahar 2. Dönem etkinlik programının 4. Haftasının konusu: 2. BAYAZIT’IN Şeyhülislamı Molla Arabî ve Fetva Mecmuası idi. Sunumu gerçekleştiren Araştırmacı Yazar ve derneğimiz Yönetim Kurulu Üyesi A. Levent ERTEKİN; Molla Ali Arabî’nin Şeyhülislamlığını, devlet adamlığını, ilmi şahsiyetini ve eserlerini, özellikle “Fetva Mecmuası”nı akıcı bir dille anlatırken; “Şeyhülislam Molla Arabî’nin bu çok değerli eserinin bilinen iki nüshası mevcuttur. Nüshalardan biri İstanbul’daki Süleymaniye Kütüphanesinde, diğeri Ankara’da Milli Kütüphanede bulunmaktadır. Bu eser, Osmanlı tarihi kaynaklarında görev yapan Osmanlı Şeyhülislamlarından günümüze kadar gelebilmiş en eski fetva mecmuası olarak yeni ortaya çıkmış olmasıdır. Bu yönüyle mecmua değerli belge özelliği taşımaktadır.”dedi.

sezaiMolla Arap Medresesi, hamam ve Külliyesi konularını da dilen getiren konuşmacı kitabındaki fotoğraflarla, sorulara verilen cevaplarla konuyu pekiştirdi.  Söyleşinin bitiminde, konuşmacıya teşekkür mahiyetinde katılım belgesi takdim edildi,  hatıra fotoğrafları çekildi. Ayaküstü koyu bir sohbet epeyce sürdü. Bu arada DEÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Fatih TOKTAŞ Hoca ile 2017 Projeleri konuşuldu.

Kas 21

A. Levent ERTEKİN

İlahiyatçı-Yazar Mehmet Yazıcı: “HALLAC-I YUNUSLA TANIDIK”

 yazici

  • İzmir Yazarlar Birliği Sonbahar dönemi Kültür sohbetlerinin ikinci haftaki konuğu olan ilahiyatçı yazar Yazıcı, “Hallacı Mansur” üzerine yaptığı sohbetinde Hallacı Mansur üzerine çok şey konuşulduğunu ama onun üzerine yazı yazan İslam coğrafyasında bir elin parmaklarını bile bulmayan yazarlar olduğuna dikkat çekti.
  • Hallacın fikirlerinin İslam coğrafyasında bayraklaştığına temas eden Yazıcı “Fikirleri bayraklaşan Hallacı İslam dünyasında yeterince araştırmadı. Halbuki onun fikirlerini Yunusun şiirlerinde, Mevlana’nın mesnevisinde, Muhiddin-i Arabi’nin sözlerinde, İmamı Gazalinin ifadelerinde görmekteyiz” dedi.
  • İlahiyatçı yazar Mehmet Yazıcı, “ Hallacın felsefesini Ahmet Yesevi’de, Pir Sultan Abdalda, Alevi geleneğinde Muhammed İkbalin şiirlerinde görürüz. Âdeta Yunus üzerinden Hallacı tanıdık. Belki Yunus olmasaydı Hallacı tanımazdık. Bu yönüyle Mevlana Hallacın felsefesini takip etmiş onu seslendirmiştir” şeklinde konuştu.

Türkiye Yazarlar Birliği İzmir şubesinde konuşan Eğitimci Yazar Mehmet Yazıcı dün olduğu kadar bugünde fikirleriyle tartışılan alimlerin başında gelen Hallac-ı Mansur’un “ cicilerden cuculardan uzak özgür bir kişiliktir” dedi.

İzmir Yazarlar Birliği Sonbahar dönemi Kültür sohbetlerinin ikinci haftaki konuğu olan ilahiyatçı yazar Yazıcı, “Hallacı Mansur”  üzerine yaptığı sohbetinde Hallacı Mansur üzerine çok şey konuşulduğunu ama onun üzerine yazı yazan İslam coğrafyasında bir elin parmaklarını bile bulmayan yazarlar olduğuna dikkat çekerek “Hallacı Mansur sıradan bir kişilik değil.  Zor bir insan. Onun ölümünden sonra İslam alemin bütün alimler ona benzemeye çalışmış. Ama gariptir ki Hallaç hakkında çok şey bilinmesine rağmen üzerinde araştırma yapan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bunu Hallac hakkında araştırma yaparken bende yaşadım. Onu anlamaya çalışırken psikolojim bozuldu. Hallac benim kimyamı bozdu “ şeklinde konuştu.

“Hallac, Türklerin İhtida babasıdır”

Hallacın doğum yeri ve ailesiyle ilgili bilgilerin olduğuna dikkat çeken Yazıcı “Hallac-ı Mansur özgür bir kişiliğe sahip bir İslam âlimi. Döneminde medreselerde hiçbir hoca onu öğrenci olarak okutmak istemez. Cüneyt-i Bağdadi Hallac-ı zaman zaman uyarır. Her düşündüğünü söylememesini ister. Ama Hallac İslami düşüncede bir cemaate bir cemiyete bağlı değildir. Âdeta cicilerden cuculardan uzak saf duru bir yapısı vardır “ dedi.

Arap kökenli olmasına rağmen Türklerle hemhal olması, Türkistan’da faaliyetlerini Türkler arasında yoğunlaştırmasına dikkat çeken Yazıcı “Hallacı Mansur’un hayatına bakıldığında Türklerin içinde İslami faaliyetleriyle yoğunlaştığı görülür. Bu yönüyle Hallacı Mansur Orta Asya’da İslam’la müşerref olan Türklerin ihtida babasıdır. Türkler onun sayesinde İslam’a girmişlerdir ”diye konuştu.

İslam’ın düşünceye çok önem verdiğini, düşünmenin ibadet olarak görüldüğüne temas eden  ilahiyatçı Yazıcı “İslam aleminin düşünme evrenselliği Hallacın hayatında görürüz. Hallac döneminde medreselerde ciddi faaliyetler vardır. O dönemde evlerde bile akademik çalışmalar vardır. Hallac döneminde anlatmak istedikleri çağdaşları tarafından anlaşılmaz. Düşüncelerinden dolayı Bağdat’ta tutuklanır ve on yıl hapisten sonra  siyasi bir kararla idam edilir. İdama giderken fikirlerinden taviz vermeden idama yürür “dedi.

“Yunus olmasaydı Hallacı tanımazdık”

Hallacın fikirlerinin onun ölümünden sonrada İslam coğrafyasında bayraklaştığına temas eden Yazıcı bunu örneklerle açıkladığı konuşmasında “Fikirleri bayraklaşan Hallacı İslam dünyası yeterince araştırmadı. Halbuki onun fikirlerini Yunusun şiirlerinde, Mevlana’nın mesnevisinde, Muhiddin-i Arabi’nin sözlerinde, İmamı Gazalinin ifadelerinde görmekteyiz. İslam dünyasında herkes Hallaca özlem duymuş. Hallacın felsefesini Ahmet Yesevi’de, Pir Sultan Abdalda, Alevi geleneğinde Muhammed İkbalin şiirlerinde görürüz. Âdeta Yunus üzerinden Hallacı tanıdık. Belki Yunus olmasaydı Hallacı tanımazdık. Bu yönüyle Mevlana Hallacın felsefesini takip etmiş onu seslendirmiştir” şeklinde konuştu.

Yazar, Şair ve sanatçıların katıldığı toplantıda Çok sayıda dinleyici tarafından izlenen konuşmada ilahiyatçı yazar Mehmet Yazar’a  Türkiye Yazarlar Birliği İzmir Şubesi tarafından günün anısına sohbet toplantısının sonunda İzmir Şubesi yönetim kurulu adına Başkan Mahir Adıbeş tarafından katılım belgesi verildi.

Kas 13

A. Levent ERTEKİN

Yazarlar Birliğinde Konuşan Buzgan: “Lozan Doğu ile Batının hesaplaşmasıdır”

Yazarlar Birliğinde Konuşan Buzgan:

“Lozan Doğu ile Batının hesaplaşmasıdır”

zeki_buzganTürkiye Yazarlar Birliği İzmir şubesinde konuşan Akad haber Genel yayın Yönetmeni Zeki Buzgan Lozan Muahadesini kendi Şartları İçerisinde Değerlendirme konusunda yaptığı sohbette “ Lozan Doğu ile Batının hesaplaşmasıdır” dedi.

Yazarlar Birliği Kültür sohbetlerinin konuğu Buzgan” Lozan siyasi, ideolojik ve dini mülahazalar ile bakanlar olumsuz, cumhuriyetçiler ve Osmanlıcılar ise fanatik bakmaktadır. Bu üç bakış açısı Lozan’ı farklı değerlendirmektedir”dedi.

Sevr antlaşması ile Lozan’ın birbirinden ayrılamayacağını aslında Sevr ile bizi Lozan’a ikna etmeye çalıştıklarının söyleyen Buzgan “İngiltere, İtalya, Fransa ve Japonya önce Sevri sunup sonra Lozan’a ikna ettiler” şeklinde konuştu.

Lozan antlaşmasının hangi şartlar altında imzalandığına dikkat çeken Buzgan “ Biz bugünkü mantığımızla Lozan’ı değerlendiremeyiz. Şurası da unutulamamalıdır ki Lozan heyeti yetersiz kişilerinde olduğu bir heyettir” dedi.

Türkiye Yazarlar Birliği İzmir şubesinde konuşan Akad haber Genel yayın Yönetmeni Zeki Buzgan Lozan üzerine yaptığı değerlendirmede “ Lozan Doğu ile Batının hesaplaşmasıdır” dedi.

Yazarlar birliği sonbahar dönemi Kültür sohbetlerinin bu haftaki konuğu olan Buzgan, aktüel bir konu olan “Lozan Muahadesini kendi Şartları İçerisinde Değerlendirme” üzerine yaptığı sohbetinde çocukluk yıllarından bu yana yakın tarihe ilgi duyduğunu çok geniş bir arşive sahip olduğundan bahisle ülkenin yapısına dikkat çekerek “Ülkemiz gerçeklerin dini, ideolojik ve seküler cemaatlere göre konumlandığı bir ülkedir. Ülkemizdeki  sosyal gruplar hemen hemen her konuda en az  yüzde elli  hak iddiasından  vazgeçmediği için  gerçekler  açıkça ifade edilememekte.  İfade edildiğinde de uzlaşı sağlanamamaktadır. Lozan’a bu mülahazalarla bakmak gerekiyor. Bu pencereden bakıldığında Lozan siyasi, ideolojik ve dini mülahazalar ile bakanlar olumsuz, cumhuriyetçiler ve Osmanlıcılar ise fanatik bakmaktadır. Bu üç bakış açısı Lozan’ı farklı değerlendirmektedir. Hâlbuki Türkiye cumhuriyeti Büyük Anadolu Selçuklu, Selçuklu, Osmanlı ve cumhuriyet birbirinin devamıdır. Geniş bakmayı öğrenmeliyiz. Biz aynı zamanda 300 milyonluk Türk Dünyasının devletiyiz. Bir başka açıdan baktığımızda 1 miyar 400 milyon Müslüman’ın da devletiyiz. Onların dertlerinden bana ne deme lüksüne sahip değiliz. Türkiye cumhuriyeti 1 milyar 700 milyonun odak noktasıdır” dedi.

Sevri gösterip Lozan’a ikna ettiler”

            Sevr antlaşması ile Lozan’ın birbirinden ayrılamayacağının aslında Sevr ile bizi Lozan’a ikna etmeye çalıştıklarının söyleyen Buzgan “ Sevr antlaşma tasarısı bir antlaşma veya muahede değildir. Dönemin padişahı sultan Vahdettin tarafından reddedilen nihai imza atılmadan taslak olarak kalmıştır. Bu sebeple Sevr yok hükmündedir. Hasım devletler İngiltere, İtalya, Fransa ve Japonya önce Sevri sunup sonra Lozan’a ikna ettiler” şeklinde konuştu.

            Misaki Millinin Lozan da çok önemli bir kavram olarak masadaki pazarlıkların nirengi noktası oluşturmasından da bahseden Buzgan” Milli mücadeleyi kazanan ekip misak-i milli sınırlarımızı belirleyip  bununla pazarlık masasına  oturmuştur. Misak-ı milli bu bakımdan önemlidir. Ama misakı milli yapılırken teknik hatalar yapılmıştır. Bugün Türkiye’nin başını ağrıtan Kıbrıs, Meis adası gibi noktalar misakı milli sınırları içerisinde değerlendirilmemiştir” şeklinde ifade etti.

“Lozan Heyeti yetersizdi”

            Lozan antlaşmasının hangi şartlar altında imzalandığına dikkat çeken Buzgan “ Biz bugünkü mantığımızla Lozan’ı değerlendiremeyiz. O günün insanı 30 yıl süren savaşlarda açlıkla mücadele eden bir nesildi. “Yeter artık bitsin!” denilen bir düşünce yapısıyla Lozan da masadadır. Masadan kalktığında bir kere daha gelirlerse ne mücadele edecek gücümüz ne de mermimizin olmadığını iyi biliyorlardı. Bunun dışında Lozan da 8 ay tam bir sinir harbi verilmiştir. Bu tam bir taktik savaştı. Türk heyetinin sabrının bittiği noktada önüne kâğıtlar konulur. Ancak şurası da unutulamamalıdır ki Lozan heyeti yetersiz kişilerinde olduğu bir heyettir. Haim Naum’un heyette olması ve tercümanlık yapması da en çok tenkit edilen konu başlıklarıydı” dedi.

Lozan antlaşma masasındaki meselelerin üç dört yıllık meseleler olmadığına dikkat çeken Buzgan “Konferansta aslında asırlı hesaplar görülmüştür. Adeta Lozan Doğu ile batının hesaplaşmasıdır” şeklinde konuştu.

Çok sayıda dinleyici tarafından izlenen konuşmada Akad Haber  Genel Yayın Yönetmeni Buzgan’a Türkiye Yazarlar Birliği İzmir Şubesi tarafından günün anısına sohbet toplantısının sonunda İzmir Şubesi yönetim kurulu adına Başkan Mahir Adıbeş tarafından katılım belgesi verildi.

Kas 07

tybizmir

SÖYLEŞİ: Lozan Muahedesini Kendi Şartları İçerisinde Değerlendirme

 

 

zeki_buzgan_afisi

SÖYLEŞİ: Lozan Muahedesini Kendi Şartları İçerisinde Değerlendirme

KONUŞMACI: Zeki BUZGAN

Tarih:12.11.2016, Saat:14.00

YER: TYB İzmir Şubesi Sohbet Salonu

ADRES: Fevzi Paşa Mah. 846. Sok. (Millî Kütüphane Arkası) Katipzade Vakıf İşhanı, No:51/313

KONAK /İZMİR

e-posta: tybizmirsubesi@gmail.com

http://tybizmir.org

Eski yazılar «